1. YAZARLAR

  2. Veysel KOŞAR

  3. Adilcevazlı Bir Ana, Zekiye Hanım
Veysel KOŞAR

Veysel KOŞAR

EĞİTİMCİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Adilcevazlı Bir Ana, Zekiye Hanım

A+A-

'Ana' olmanın, analık vasfını taşımanın ve 'Ana'lık gömleğini giymenin ve 'Ana' yüreğini taşımanın ne olduğunu bayanlar zaten bilir de erkekler olarak herkes, hepimiz bunu anamızdan biliriz. Ana kısmetine razıdır, kısmetine sadıktır. Kısmeti için metindir. Cefakârdır, fedakârdır… Kendini eritir de ailesini, yuvasını yüceltir. Bu özellikler Adilcevaz’ın kızlarında, hanımlarında ve analarında daha da bariz ve açık şekilde görülür. Adilcevazlı kızlar, beyine yoldaş, evladına arkadaş, gittiği eve sırdaştır. Bilirsiniz, biliriz Adilcevaz hep dışarıya kız vermiştir. Hangi ev yoktur ki dışarıya kız vermiş olmasın. Aile birliğini korumada Adilcevazlı hanımların rolü çok mühim ki hep tercih edilirler. Topluma insan yetiştirmede, insanlık kazandırmada Adilcevazlı analar ayrı bir yere sahiptir. Bunun örneklerini görüyorsunuz ve biliyorsunuz.

Bu dönemde yazılarıma hep Adilcevazlılara yer veriyorum. Hep erkeklerinden bahsettim, yazdım. Oysa bizi biz eden, değer üreten hanımları anmamak olur mu?

Bu anlamda en asil mesleği 'Ana'lık olan Adilcevazlı bir hanım olan Zekiye Ana’yı yazmak istedim.

Zekiye Ana, 1924 Adilcevaz’da doğdu. Anası Hacı Esatların kızı Behiye, babası ise Bozolardan Osman oğlu Şevki’dir. 7 kardeştiler. O zamanlar öyleydi on beş yaşına girdi mi kızlar, kısmeti çıkınca evlendirilirdi. Zekiye Ana da on beş yaşında Erciş’e gelin oldu. Yirmi beş sene gurbette, memleketinden uzak kalan, yakın tarihin her çilesine şahit olan sonra Erciş’e dönen Aşçı Recep Ustaya yaren oldu. Sekiz çocuğu oldu Zekiye Ananın. Gurbetten sılaya dönen beyinin evi de, iş yeri de kiraydı. Ama yüreğin en sıcağına ev sahibi idiler. Erciş’te imkânlar, doktor v.s daha fazla olduğundan, Adilcevaz’dan gelen misafirleri çok olurdu. Kırmadan, gücendirmeden karşılarlardı, uğurlarlardı. Zira misafir evin bereketi, musibetin def edicisi buna gönülden inanmışlardı.

img-20191214-wa0004.jpg


Bin dokuz yüz altmışta Recep Usta, hakkın rahmetine kavuşunca sekiz çocuğuyla otuz beş yaşında dul kaldı. Altı erkek, iki kız çocuk… Tüm yük ve sorumluluk o zamanın zor şartlarında tamamen kendinde kaldı. Topladı çocukları karşısına ilk nasihati şu oldu.

"Balalarım sizin babanız şerefli, izzetli bir adamdı. Sakın ola babanızı sövdürmeyin! Babanızı sövdürecek hale düşmeyin!" Eşe sadakatin, mirası yavrularına sahip çıkmanın ve bundan sonraki hayatları için pusulası idi bu dedikleri.

"Sakın, sakın babanızı sövdürmeyin!"

Sövdürmemek için evlatları, çok çalıştılar. Haram yemediler, kimsenin malına, iffetine göz dikmediler. Avuç açmadılar. Alan el değil de veren el olmak için çabaladılar.

Yokluk olmadı mı oldu elbet, en hazin olanından. Bir bayram sabahı elde avuçta olmadığı zamana denk gelmişti de Zekiye Ana, bahçede bulduğu çalı çırpıyla ocağı yakan, tencereyi yerleştirir, biraz da çakıl taş katar, kaynadıkça karıştırırdı. Ailesinin izzetini korumak için, yokluğu hissettirmemek için…

"Demesinler Aşçı Recep’in evinde kazan kaynamıyor."

Yoklukta bile tüm varlığı ile vefat eden eşe sadakat, eşine muhabbet, eşine vefa, eşine saygı, bıraktığı mirası evlatlarına kalkandı Zekiye Ana.

Ana, derdi evlatları. Mahalleli de ana derdi. Tanıyanlar da ana derdi, Zekiye Ana.

Allah, kulunu darda bırakır mı? Erkek evlatlarının hepsi de devlet memuru oldu. Kızlarını evlendirdi. Torun torba sahibi oldu Zekiye Ana. Torunları da ona Ana derdi. Her evladından ilk torununa özel ilgi ve ihtimam gösterirdi. Onların aile içinde rol model olması için eğitirdi. Aile bağının güçlenmesi, kardeş ve akrabalık hukukunun, sorumluluk bilincinin gelişmesi için kendi usulünce yöntemler uygulardı. Çileye sevgi ile talip olmanın aşısını yapardı.

"Baş nereye dönerse ayak oraya gider."

Düşüncesiyle ilk çocuk üzerinden devam eden müthiş bir Anadolu pedagojisi, terbiyesi uygular, tüm aileyi kucaklayan ve devamı gelen aile içi eğitim gerçekleştirirdi. Bugün, evlatlarının ilk torunları gerçekten aile içinde bu eğitim, terbiye sayesinde yapıcı rol model olmuşlardır.

Zekiye Ana, arkadan konuşma şeklinde tenkit ve eleştiriye müsaade etmezdi. Bu oğlan, gelin, kız, torun diye ayırmaz herkes için geçerliydi. Birini, ötekine kesinlikle kırdırmazdı.

"Her şey senin gördüğün ve bildiğin gibi olmayabilir Sus yetim!" derdi.

Zekiye Ana, 1993 yılında hastalık ve hayatın verdiği yorgunlukla Erciş’te vefat etti. Vefat ettiğinde maddi mirası sadece bir sandığı vardı. Oğullar, kızlar, gelinler zamanı gelince birlikte sandığı açarlar. Sandıkta en ince, en çarpıcı detay en sonda kendini gösterir. Özenle en önem verdiği kumaş ve eşyalarının arasında özenle katlanmış bir peştamal gözlerine çarpar. İtina ile yerleştirilmiştir. Kat, kat halinde sandığa yerleştirilmiştir. Bu peştamal eşi, can yoldaşı Aşçı Recep Ustanın peştamalı… Peştamal kokulandırılmış, her katının arasına gül yaprakları yerleştirilmiş… En küçük toplum birimi aile hukukuna gül ile bağlanmak, yüreğini o peştamal gibi sarıp sarmalamak, edeple taçlanmak… Bu manzara tüm aile bireylerine tarifsiz duygularla vefatında bile aile için en tesirli nasihat olarak yetmiştir.

Bugün vefanın, sadakatin, karşılıksız sevgi ve saygının dersini alan evlatlarından Selahattin KOŞAR, Erciş’te bunu daha da genişleterek, derinleştirerek Erciş’e dair insanımıza dair tüm yaşanmışlıkları, yaşamışları bitmez bir usanç ve istekle bunu yapıyor, yazıyor paylaşıyor.

Zekiye Ana, Adilcevaz’ın bağrından çıkmış, Adilcevaz’ın kızı Ercişlilerin anasıdır. Adilcevazlı hemşehrilerimizin anası da aynı kumaştandır. Beklentim o ki sizlerin yüreğinde olan vefayı, sadakati değerlerimiz, yaşadıklarımız ve yaşayanlar üzerinden gösteren eserler ve paylaşımların çoğalmasıdır.

Anadolu terbiyesi/pedagojisi aktarımlarla, paylaşımlarla ancak devam eder.

Kalın Sağlıcakla…

Bu yazı toplam 1675 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum