1. YAZARLAR

  2. Veysel KOŞAR

  3. Adilcevaz'ın Dil Hafızası Kocabaş Hoca
Veysel KOŞAR

Veysel KOŞAR

EĞİTİMCİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Adilcevaz'ın Dil Hafızası Kocabaş Hoca

A+A-

Üzerlik dizmiştim astım duvara,
Gümürze doğrayıp verdim davara,
Yaş elliye vurdu oldum avara,
Özüme mezarlık beğendim bugün.

*****

Dökülüp saçıldı hırım heşegim,
Sütey yaylasında otlar şişegim,
Palansız yüklenmez artık eşegim,
Kolanı bağlamak şart mı?Elcevaz. Nazım KOCABAŞ

Bu yazımı ilçemizin sesi soluğu, konuşan dili ve atan yüreği olan Nazım Hocama ayırmak istedim. Namı diğer benim için Ozan Nazım Dayı…

Nazım Kocabaş Hocamız, kendisi için Kocabaş Hoca der. Şiirlerinde Kocabaş soy ismini kullanır. Hocam, Adilcevaz13.com sitesinde Unutulmayanlar bölümünde yerini almıştır.

Nazım Kocabaş Hoca, gerçekten unutulmaması gereken önemli bir dil hazinesidir. 6-7 yaşlarından itibaren  Adilcevaz’dan bedenen ayrılmasına rağmen, kendisinde takdir edilecek bir memleket sevdası, özlemi vardır. Aklı, fikri, hayali hep Adilcevaz’la doludur. Kendi kaleminden kendisini daha iyi tanımaya çalışalım.

“Nazım Kocabaş, memleket özlemiyle yanıp tutuşan, bu özlemini şiirlerine konu yapan, memleketin yanık yürekli divanesi Nazım Kocabaş, 1962 yılında Anadolu’nun eşsiz güzelliğine sahip olan Adilcevaz’ın Hıdırşah mahallesinde dünyaya geldi.

Aslında 1962 dogumlu olan şairimiz, o günkü şartlarda 2 yaş büyük yazılarak nüfus kayıtlarına 1 Ocak 1960 olarak geçmiştir. Çocuk yaşta hayatın yükünü omuzlarında hisseden şairimizin çocukluğu, hep acılar içinde geçti. Çünkü babası Yusuf Bey ağır hasta olarak evde yatıyor, maddi durumları oldukça kötüleşmişti.

Okul çağı geldiğinde, okula merkez ilkokulunda başlar. O yıl sonbaharda babasını kaybeder ve okulu bırakmak zorunda kalır. Bir sonraki yıl dayısı tarafından Ahlat Yatılı Bölge Okuluna yazdırılır, burada 5 yıl okur. Yatılı Bölge Okulunda okul hayatını devam ettirirken kendisine anne şefkati gösteren Hınısların yeğeni aynı zamanda Kamil Kurtoğlu’nun Muhterem eşi Azize Kurtoğlu tarafından üçüncü sınıfa kadar okutulur.

Üçüncü sınıftayken, evlenip Adilcevaz Kavuştuk köyüne tayin olan öğretmeni Azize Hanımdan sonra, Ahlatlı Güler Ergezen tarafından okutulur. Hayatı boyunca hep öğretmenlerine minnettar olan şairimiz, yatılı okulu bitirince öğretmen okulu sınavını kazanarak yöremizde Ernis olarak bilinen Alpaslan öğretmen okuluna kayıt olur, daha sonra lise olan bu okulda siyasi olaylar olsada okulunu bitirir.

Üniversite sınavına girerek yüzüncü yıl üniversitesi eğitim yüksek okulunu kazanır, iki yıl okuduktan sonra mezun olur. İlk tayin yeri Trabzon ili Araklı ilçesi Aytaş köyüne çıkar aynı zamanda burası şairimizin ilk göz ağrısıdır köylülerle beraber bazı yenilikler yaparak üç yıl burada görev yapar.

Daha sonra tayinle Siirt’in Kurtalan ilçesi Çeltikbaşı köyüne ataması yapılır, burada göreve başlarken Mollaalioğullarından Hasan Çiftçi’nin kızı Senem hanımla evlenir, sevgili annesi ile birlikte onsekiz yıl aradan sonra Siirt’te yaşamaya başlarlar, Çeltikbaşı Köyünde görevi devam ederken terör olaylarından dolayı Kurtalan’a tayin olur. Askere gidip geldikten sonra Kayabağlar kasabasında iki yıl görev yapar, burada görevini sürdürürken kızı Handan dünyaya gelir.

Annesi Hatice hanımın hastalığı dolayısıyla Ankara’ya gelir, Bala ilçesi Gülbağı köyünde üç yıl görev yapar burada çok güzel günler geçirir. Daha sonra Sincan’da ev alarak Sincan Altınordu ilköğretim okuluna tayin olur on beş yıldır bu okulda görevine devam etmekte iken emekli olmuştur
 Ankara’da ikamet etmektedir. Kolejde son sınıf olan oğlu ve yabancı dil öğretmeni ve evli olan kızı vardır.


Ailesiyle her zaman gurur duyduğunu belirten şairimiz, gurbetten midir bilinmez memleketini tarifsiz çok seven, hemşerilerine çok saygılı, her ölene çok üzülen, kıymetsizce olsa da bir şeyler karalamaya çalışan milletin ve memleketin yanık bir divanesidir. Her zaman hep bu kelimeyi söylemiştir. "Rabbim hiç kimseyi vatanından ayrı koymasın."

Almışım elime tahta bavulu. 
Senden uzaklara işte gidirem. 
Gözlerimde hüzün gönlüm ağulu. 
Giydim çarığımı işte gidirem. 

Özlesemde Hıdırşahın suyunu. 
Görmesemde artık Kaleboyunu. 
Bıraktım geride toyla düğünü. 
Davul zurna sizin olsun gidirem. 

Adilcevaz’ın doğal güzellikleri gibi konuları şiirlerinde işlemiştir. Halkın acılarını, sevinç ve mutluluklarını özellikle gurbetten memlekete olan hasretini dile getirerek zengin bir konu dünyasını şiirlerine yansıtmıştır.”


Hocama şöyle bir soru sormuştum küçük yaşta Adilcevaz’dan ayrılmanıza rağmen Adilcevaz’a olan sevginizi ve düşkünlüğünüzü neye borçlusunuz?

Nazım Kocabaş Hocam;

Anneden ayrılan kuzu meler durur bende yedi yaşımda evden ayrılıp Ahlat Yatılı Bölge İlkokuluna başladım anadan vatandan ayrılık küçük çocuğa zor gelir bu ayrılık hasrete dönüştü gah türkü oldu gah şiir böylece ufaktan başladık. Ağabeyimin şair olması da beni tetikledi önce anneme bir dörtlük yazdım onu ezberimde tuttum sonra birçok şiir yazdım.”

Nazım Kocabaş Hocamın ilk yazdığı şiir annesineydi.

“Ağ saçların lüle lüle,
Rengin benzer beyaz güle ,
Yıllar yılı çektin çile,
Dünya sana yar olmadı.”

Nazım Kocabaş Hocamın ilk şiirinden son şiirine kadar aynı dil, aynı üslup hep kendini korumuştur. Genellikle sekizli ve on birli hece ölçüsünü kullanmıştır. Şiirleri unutulmaya başlayan Adilcevaz dilini tüm canlılığıyla yansıtır. Konu olarak genellikle Adilcevaz’ı tercih eder. Adilcevaz’ın yerini, yurdunu; dağını, bağını şiirle çok şahane anlatır.

Yedi yaşından itibaren ilçe dışında olan Nazım Kocabaş Hocamıza kendisinin de belirttiği gibi Adilcevaz’la ilgili her şey temelde annesinden kendisine aktarılmıştır. Buradan annesinin Adilcevaz’la ilgili geniş bir kültür ve dil hâkimiyetine sahip olduğu anlaşılabilir.  Hocam, bunu müthiş şekilde almış, içselleştirmiş ve kullanmıştır.

Ben şahsen Nazım Kocabaş Hocamı Adilcevaz’ın yaşayan dil hazinesi olarak görüyorum. Adilcevazlılar olarak ilçemiz için yaşayan miras kabul edip, her anlamda kendisinden yararlanmalıyız. Halk edebiyatımız adına bir temsilci olarak görüp etkinlikler düzenlemeliyiz. Şiirleriyle ilçemizin bir tanıtım yüzü olan Hocamıza sağlıklı, uzun ömürler diliyor, çalışmalarını bir kitapta buluşturmasını bekliyoruz.

Var ol Nazım Dayı hep var olasın.
Elcevaz a Yarsın hep Yar kalasın.
Zayi olmaz emek hep bar alasın.
Namlı adın şanla yazılır her gün.

Bu yazı toplam 1428 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum