03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adilcevaz-Bitlis Karayolu Ulaşıma Açıldı
05 Mart 2012 Pazartesi 01:03

Adilcevaz-Bitlis Karayolu Ulaşıma Açıldı

Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz, sabah saatlerinde kar yağışı ve tipi nedeniyle kapanan yolların ulaşıma açıldığını söyledi.

Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz yaptığı açıklamada, kar ve tipi nedeniyle kapanan Bitlis-Adilcevaz, Baykan, Güroymak, Tatvan karayolunun ulaşıma açıldığını bildirdi.

Vali Yılmaz, Bitlis-Baykan karayolunda tırların zincirsiz yola çıkmasından ve bazı araçların kayarak trafiği aksatmasından dolayı yolun bir süre ulaşıma kapatıldığını ifade etti.

Yılmaz, Çığ düşmesinden dolayı Mutki ve Hizan karayolunun ulaşıma kapalı olduğunu belirterek, "Ekiplerimiz yolları açmak için şu anda çalışma yürütüyor. Bunun dışında bütün ana arterlerimiz açık. Sabah saatlerinde kar yağışı ve tipi nedeniyle bazı yollarımız ulaşıma kapanmıştı. Ancak şu anda yollarımızda hiçbir sıkıntı yok. Ekipler tarafından gerekli çalışmalar yapıldı. Trafiğe kapalı yolumuz yok. İlimizde trafik normal seyrinde devam ediyor. Yollarda bekleyen araç yok." dedi.

Vali Yılmaz, kar yağışı ve tipi nedeniyle köy yollarının önemli bir bölümüne ulaşım sağlanamadığını belirtti.

Yılmaz, acil durumlar için ekiplerin hazır bekletildiğini de ifade ederek, "Yolun kapalı olmasından dolayı Siirt'ten gelen bir helikopterle Mutki'ye bağlı Yazıcık köyümüzden bir hastamızı aldırdık. Hastamızı Siirt Devlet Hastanesine gönderdik. Bu akşam da Güroymak ilçemize bağlı Kolbaşı köyünden bir hastamızı alarak hastaneye ulaştırdık. Şu anda Karayolları ve İl Özel İdaresi ekiplerimiz, yollarda karla mücadele çalışmasını sürdürüyor." diye konuştu.

Bitlis Belediye Başkanı Fehmi Alaydın ise kar nedeniyle ulaşıma kapanan bütün mahalle yollarının ve ana arterlerin ulaşıma açıldığını bildirdi. 

Bu haber toplam 1183 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse