1. YAZARLAR

  2. Ethem BABRAK

  3. ABD-RUSYA Mücadelesinde Türkiye Nerede Durmalı?
Ethem BABRAK

Ethem BABRAK

Radyo Televizyon Öğretmeni
Yazarın Tüm Yazıları >

ABD-RUSYA Mücadelesinde Türkiye Nerede Durmalı?

A+A-

ABD ile Rusya arasında devam eden mücadelenin boyutu büyücek gibi görünüyor. Bu mücadelede şu ana kadar Rusya karşısında olacağını açıktan göstermeyen İngiltere şimdi açık ve net bir şekilde ABD ile birlikte Rusya'ya karşı kılıçları çekti. 

Bilindiği üzere birkaç gün önce birçok ülke,(Saflarını belli etmek için bunlara katılacak ülkelerin sayısı artabilir.) Rus diplomatları sınır dışı etme kararı aldı. İngiliz istihbaratına bilgi satan eski Rus ajan Sergey Skripal ve kızı Yuliya'nın zehirlenmesi gerekçesiyle İngiltere, (Rusya, Skripal’in 1990’lı yıllardan itibaren bilgi sızdırdığı İngiliz dış istihbarat servisi MI6’ya, Rusya’nın Avrupa’daki casuslarının kimliklerini de ifşa ettiğini öne sürmüştü.) ABD ve birtakım AB ülkesi Rus diplomatları sınır dışı etme kararı aldı. 

ABD 60, İngiltere 23, Ukrayna fırsattan istifade 13, Almanya, Kanada, Polonya, Fransa 4'er, Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Moldova 3'er, Avustralya, Danimarka, Arnavutluk, İspanya, İtalya, Hollanda ikişer, Romanya, Belçika, İrlanda, Macaristan, Letonya, Norveç, İsveç, Karadağ, Makedonya, Karadağ, Gürcistan birer Rus diplomatını sınır dışı etti.

RUSYA CEVAPSIZ BIRAKMAZ

Rusya cevapsız bırakmaz. Zaten açıklama gecikmedi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bu ülkelere aynı oranda cevap verileceğini söyledi. Nitekim Rusya, Rus diplomatlarını sınır dışı eden ülkelere cevap verecek ve veriyor da...

ABD; İkinci Dünya Savaşı'nın ardından adeta dünyayı avucuna aldı ve ortaya süper güç olarak çıktı. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa ve Asya’nın güç dengesi değişti. Avrupa’da Almanya ve İtalya’dan, Asya’da ise Japon­ya’dan doğan bir boşluk vardı. Savaşın galibi olmasına rağmen İngiltere ve Fransa savaştan çok yıpranmış olarak çıktı. Geriye oluşan boşluğu doldurabilecek iki güç kaldı: biri ABD, diğeri Rusya...

Savaştan yıpranmış olarak çıkan Avrupa, giderek güçlenen Rusya karşısında ABD'ye sarıldı. Doğu, Orta ve Güneydoğu Avrupa Sovyetler Birliği şemsiyesi altına girdi. Batı bu gerçeğin karşısında giderek güçlenen Ruslara karşı çareyi ABD'ye sarılmakta buldu ve ABD de bu fırsatı çok iyi kullandı. 1945'ten sonra ABD ile Rusya arasında başlayan güç mücadelesi hala devam etmekte. Bazı dönemler bu mücadelenin dozajı artıyor, bazı dönemlerde de azalarak devam ediyor. Yine bilindiği üzere ABD, Rusya'ya karşı NATO'yu kurdu ve Ruslar buna karşılık olarak Varşova Paktı'nı oluışturdu. ABD ta o tarihlerden bu yana aslında menfaatini koruyacak birtakım birlikleri kurdu ve bunu kullanmayı da -bana göre- çok iyi başardı ve hala da bu birlikler ABD'nin menfaatini koruma zırhı olarak karşımıza çıkıyor. ABD bunu yaparken Batı devletleri de kendi aralarındaki barışı koruyacak birtakım kendilerine faydalı olacak birlikler (Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, Roma Antlaşması ve Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu, Füzyon Antlaşması ve Avrupa Toplulukları, Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Birliği vb. ) kurmayı başardı. Nitekim Batı, bugün hala bu kadar güçlü durabiliyorsa bence kurduğu birlikler sayesindedir. 

Bunları anlatma, hatırlatma nedenim ABD ile Rusya arasındaki mücadelenin geçmişten günümüze devam ettiğini anlatmaktır. Yaşanan entrikaları/olayları anlamak için geçmişe bakılması gerektiği kanaatindeyim.

Ve günümüze gelelim.

ABD, zaman zaman İngilizlerle kimi küçük menfaat sürtüşmelerine girse de bana göre ABD ile İngiltere hiçbir zaman ciddi anlamda rakip olmadı ve olmaz da. Görünmeyen ya da bizim göremediğimiz bir birlik var aralarında. Bu birlik bazen Avrupa karşısında, çoğu zaman Rusya karşısında ve genel olarak Ortadoğu politikalarında kendini zaman zaman gösteriyor. İngiltere ile ABD arasında Ortadoğu’daki sürtüşmenin nedeni daha çok petrol kazanma refleksleri. (Dünya yakın gelecekte su savaşı yaşayabilir. 50 yıl kadar sonra muhtemelen tamamen olmasa da petrol artık bir anlam ifade etmeyecektir.) İngilizlerin Ortadoğu’daki etkinliği ABD den daha çok. Ancak bu sürtüşme maalesef küçük çaplı kalıyor ve Müslüman ülkelerin birbirlerine verdiği zarar kadar olmuyor.

DÜNYAYI ABD VE İNGİLTERE BİÇİMLENDİRİYOR

Dünyayı maalesef İngiltere ve ABD biçimlendiriyor. Bu ülkeleri biçimlendiren de belli başlı aileler ve küresel sermayeyi elinde tutan Yahudiler. Dikkat ediniz, hiçbir örgüt ciddi anlamda Yahudilere zarar vermemiştir, vermez de. Bazen görünürde bazı ufak tefek saldırılar olur ve YAHUDİLERİN koruyucusu ABD ve İngiltere hemen bunu bahane kılar ve gerekli gördükleri operasyonu yaparlar. Sahnede çoğu zaman ABD vardır ve İngilizler pek görünmezler. (Çünkü onlar, görünmeden iş(!) yaparlar.) Zaman zaman Almanya diş biler Türkiye'ye, zaman zaman Fransa, zaman zaman Hollanda veya Yunanistan... Hepsi aynı kafa ve saldırılarına nöbetleşe devam ediyorlar. 

İRAN'A KARŞI SUUDİ ARABİSTAN'I KULLANACAKLAR

Kimi satılık sözde Müslüman liderler de ne yazık ki bu güçlerin istediği yönde hareket ediyorlar. Suudi Arabistan'ın bugünkü tutumu tamamen Yahudilere yaranma isteği. Muhtemelen İran'a karşı Suudi Arabistan’ı kullanacaklar.

ABD ile Rusya'nın mücadelesi devam edecek. Görünen bu. Hatta bu mücadelenin dozajı bu dönemde daha da yükselecek. ABD'yi yöneten akıl, Rusya'nın yanına aldığı ülkeleri saf dışı bırakma peşinde. Rusya'nın yanında görünen Türkiye, İran, Çin, Japonya.

Trump eliyle Türkiye'yi yanına almak isteyen akıl, Türkiye'ye birtakım tavizler verecek. İşin burasını anlamak gayet basit. Ki bana göre Türkiye'nin de bunu çok iyi kullanması gerek.

ABD, mücadele cephelerini azaltmak ve Rusya'yı yalnız ve güçsüz bırakmak için Çin, Türkiye, Japonya ve Kuzey Kore ile anlaşmak amacında. Geriye İran ve Rusya kalıyor. Çinin ABD'ye güveneceğini, anlaşacağını sanmıyorum. Önümüzdeki günlerde bunu daha net göreceğiz diye ümit ediyorum.

Ortadoğu'da dengeler Rusya'dan yana gibi görünüyor. ABD ve İngiliz aklı bunun farkında. Öte yandan ABD Başkanı Trump ile görüşme öncesi Çin'e giden Kuzey Kore lideri Kim -öyle sanıyorum ki- ABD'ye karşı elindeki kozları biriktirmekle birlikte "Çin benim yanımda" mesajını Trump'ın gözüne sokma düşüncesinde. 

TRUMP'IN BAŞKANLIĞI UZUN SÜRMEYECEK

ABD kendi içerisinde görüş ayrılıkları yaşıyor mu? Bence evet. Bunu anlamak için Trump'ın değişen kararlarına bakınız. (Obama başkanlığının ilk zamanlarında söylediklerinin kaçta kaçını yapabildi? Hatırlayınız.) Görünen o ki Trump'ın başkanlığı çok uzun sürmeyecek. Trump başkanlığının uzun sürmesi ve ABD ve ABD Başkanlarını yöneten aklın beğenisini toplamak için kolları sıvamış durumda. (Çok ilginçtir, ülkemizde Rusya çok iyi tanınmıyor ve ABD'deki kavgalar üzerine yazılan yazıların çeyreği kadar Rusya üzerine yazılmıyor... Keşke yazan olsa da okusak, aydınlansak biraz bu konularda.)

TÜRKİYE BU SÜREÇTE NEREDE DURMALI?

Türkiye bugün bazı operasyonları rahatça yapabiliyorsa konjonktürün büyük payı olduğu inancındayım ve Türkiye'nin bunu iyi kullandığını ve hatta çok daha iyi kullanması gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye ne Rusya’nın ne de ABD’nin yanında durmalı! İkisi de değil... Yukarısı bıyık, aşağısı sakal... İkisi de fırsatını bulsa Türkiye’yi ve Erdoğan'ı alaşağı eder. Türkiye kendi istikametini kendi belirlemeli. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın süreci iyi okuduğu, dolayısıyla iyi bir denge politikası izlediği inancındayım. 

ABD'nin Türkiye'ye karşı yanlışlarının haddi hesabı yok. Türkiye bu saatten sonra asla ABD'nin ipiyle kuyuya inmeyecektir. (En azından öyle ümit ediyorum. Ülkeler, ülke çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Bu nokta iyi bilinmeli. Ancak ülkenin menfaati söz konusu diye zalimle dost olmamak gerektiği kanısındayım.)

Şu da unutulmamalı: ABD, Batı'yı çoğu zaman istediği gibi yönlendirme gücüne sahip. ABD’yi yöneten akıl ile İngiliz aklı Türkiye’ye ve Rusya’ya karşı dozajı  yüksek bir antipati uyandırmış durumda. Dolayısıyla Batı, hem Rusya'ya karşı hem de Türkiye'ye karşı temkinli ve tedirgin... 

Erdoğan'ın son zamanlardaki açıklamaları ve Türkiye'nin giderek yükselen bir profile sahip olması Türkiye düşmanlarını son derece tedirgin ediyor. Türkiye’nin bu süreçten karlı çıkması için ABD’yi ve hatta dünyayı şekillendiren Yahudilerin kendisine karşı kullanacağı kartları iyi analiz etmesi gerekiyor.

Türkiye, darbe ihtimallerine karşılık hazırlıklı olmalı

Darbeyle ülkemize şekil veremeyen akıl, önümüzdeki seçimlerde elinden geleni yapacaktır. Ayrıca maalesef kim ne derse desin, hala darbe ile bizleri terbiye edeceklerini düşünen/sanan akıl bence var ve kolay kolay da bitmez. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ülkemizin tüm siyasetçileri ülkemizde bir daha asla darbe olmaması için tüm olasılıkları düşünerek hareket etmeli ve gereken tüm önlemler alınmalı.

Bizi darbeyle yenemezlerse başka türlü kolay kolay yenemezler. Ben böyle düşünüyor, böyle söylüyorum.

Hatırlayın, siyasetçilerimiz 15 Temmuz öncesi asla bir daha darbeye kimseye cesaret edemeyecek gibi sözler sarf etti. Fakat maalesef 15 Temmuz darbe girişiminde aramızda ne kadar çok alçağın olduğunu millet olarak gördük. Maalesef topraklarımızda ajan veya satılmışlar eksik olmuyor. 

Bu yazı toplam 529 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.