03 Aralık 2016 Cumartesi
Öğretmenlik - Hamdi Eyigün
Tartışmalı Başkan
Tezek Kokan Köyleri
Terör ve Terörizm
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 Adilcevazda En Çok Yapılan Et Yemekleri
25 Ağustos 2010 Çarşamba 04:56

Adilcevaz'da En Çok Yapılan Et Yemekleri

Yörede yemek türleri incelendiğinde; özellikle tahıldan ve etten yapılan yiyeceklerin yoğunlukta olduğu gözlenmektedir.

Yörede yemek türleri incelendiğinde; özellikle tahıldan ve etten yapılan yiyeceklerin yoğunlukta olduğu gözlenmektedir. Geçmişte hayvancılığın yoğun olduğu yörede, et ürünlerinden yapılan yiyecekler, halkın temel gıdası olarak sofralarda yer almaktaydı.

Dolma:

dolma.jpg

Yağlı kıyma, pirinç, bulgur, soğan, salça, biber ve yağ karıştırılıp yoğrulur. Sonra kabak, patlıcan, biber, salatalık ve domates oyulur. Yoğrulan iç bunlara doldurulur. Sonra tencereye dizilir. Üzerine tabak çevrilip biraz su dökülüp pişirilir.


Etli Çortu
:

dscn4775.jpg

Kemikli et güzelce yıkanıp kaynatılır. Daha sonra dövme birazcık suyla pişirilip süzülmüş etin üstüne atılıp yağ ve salçayla kavrulur. Önceden hazırlanmış lahana turşusu (kıyılmış) kavrulan etin üzerine suyuyla birlikte dökülür. Eğer yemek ekşi olmuşsa birazcık su katılıp pişirilir. Sonra tuzu atılıp yenilir.


Herse
:

herse.jpg

Dövme bir çömleğe konulup suyla karıştırılıp kaynatılır. İyice pişirilir. Kemiği ayıklanmış horoz veya tavuk ayrı bir kapta pişirilir. Dövme, yağ ile kavrulduktan sonra içine et atılır. Ağaç çömçe ile iyice karıştırılıp tavuk eti iyice ezilir. Dövmenin içine atılıp kaybolacak şekilde karıştırılır. Dövmeler iyice ezilir. Sonra bu yemek bir kaba konulup üstüne tereyağı dökülüp yenilir.


İçli Köfte:

icli-kofte.jpg

İnce bulgur ıslatılıp, içine kıyma atılarak yoğrulur. Kuvvetli olması için tel şehriye de katılıp iyice yumuşatılır. Böbrek yağı içine dökülür. İçine biraz salça, karabiber ve soğan katılıp yoğrulur. Küçük küçük yuvarlanır. Yuvarlak şekilde oyulan köftelerin içine hazırlanan malzeme konulur. Ağızları iyice kapatılır. Suda haşlanıp pişmeye bırakılır.


Kabak Dolması:

kabak_dolmasi.jpg

Kabak, ince ince şerit halinde çekilerek kesilir. Güneşte bırakılıp yumuşatılır. Bulgur, yağsız kıymaya katılır. Salça, biber, reyhan ve soğan içine atılıp yoğrulur. Küçük küçük sıkılır. Sonra kabakla sarılır. Tencereye bırakılır. Üstüne birazcık şeker serpilir. Azıcık su dökülüp ağzı kapalı şekilde pişirilir.


Kara Dut Yaprağı Sarması:

dutyapragisar.jpg

Karadutun yaprağı, ayranın suyunda sarartılır. İçi aynen dolmadaki gibi hazırlanır. Daha sonra sarılıp pişirilir.

 
Keledoş:

keledos-300x225.jpg

Et, ufak ufak doğranır. Birazcık suyla pişirilir. İçine mercimek atılır. Yağ, salça ve soğan kavrulup mercimeğin içine atılıp kısık ateşte pişirilir. Sahana konulduktan sonra sulu olan kurut üzerine dökülür.

 

Keşkek:


images.20120212224340.jpg


Dövmeyle nohut eskiden çömleklerde, günümüzde ise tencerede suyla iyice pişirildikten sonra kemikli et ilave edilerek pilav kıvamında olacak şekilde pişirilir. Ayrı bir yerde kızarmış tereyağında soğan ve kıyma iyice kavrulur.

Keşkek tabaklara servis yapıldıktan sonra, tereyağıyla hazırlanmış karışımdan tabakların üzerine birer kaşık konur. Bu yemek genellikle ramazanın ilk günü yapılır. Yörede "keşkek yerken içinde taneler tespih çeker" söylemi yaygındır.

Bu haber toplam 30637 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON YORUMLAR
Yazan: Doç.dr. Dr. Mustafa Atlı
Yazan: Cemal
Hocam ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Bir öğretmeni değil bir meleği tanımlamışsınız. Gerçekten hangi mesleği icra ederseniz edin, esas gayenize uygun yaşarsanız insan olsanız da üstünlükte melekleri bile geçebilirsiniz.
Sizin yazınız üzerine hatıralarım canlandı. Birkaç öğretmen davranışıyla geçmişi yad! edelim.
Eti senin kemiği benim dönemleri idi. O zamanlar velisi olması hasebiyle buna kısmen hakkı olduğu düşünülebilen babasından bile işitmediği azarı, yemediği dayağı öğretmeninden işitir yerdi öğrenciler. Bu durum garipsenmez, genel kamuoyu bunu hatta doğru ve gerekli görürdü.
İlk okul 4 ncü sınıfta 9-10 yaşlarında bir sabi iken öğlenci olduğum okula biraz geç gitmiştim. Öğretmenimiz! ile o gün yeni tanışacaktık. Sen misin derse geç gelen. Yaş söğütten bir çubuk ile iki elin avuçlarına sertçe ve insafsızca vurularak yediğim dayağı hiç unutur muyum? Bu muamele hayatımda bana olumlu hiç bir şey öğretmedi. Sadece o öğretmeni hep böyle olumsuz hatırlarım. Bana öğrettiği şey var mı inan hiç sanmıyorum.
Ortaokul yıllarında uzamış saçları sıfıra vursan bile izi geçmeyecek şekilde herkesin içinde koyun kırkar gibi makasla kesen idealist! öğretmenlerle de karşılaştık, karete ve tekvando bilgilerini, savunmasız öğrenciler üzerinde deneyenlerle de. Bugün 30-40 yaşlarının üzerindeki anne ve babaları, bu tip öğretmenler yetiştirdi. Ancak, bereket ülkede hukuka, adalete, bilime, insan hak ve hürriyetlerine inananlar da var mış ki, öğretime yönelik alınan tedbirler soncunda o dönemlerde hiç te azımsanamayacak kadar çok olan bu tür uygulamaların sonu gelmek üzere. Tükendi diyemem zira, halen sabilere iki harf öğretecek diye onlara hakaret eden döven tiplerle karşılaşmak mümkün.
Kısaca herkes sadece vazifesini yapsın. Öğretmen de sadece öğrencisine öğretmesi gereken bilgileri tam ve zamanında öğretsin yeter. Eğiteceğim diye bir öğretmen çocuğun ana-babası yerine geçmesin. Ana-babanın, çevrenin, Toplumun çocuğu eğitmeye dönük vazifelerini üstlenmesin. Zira bütün bu yükü taşıyamaz. Ana-babanın bile çocuğuyla ilişkisinde dikkat ettiği sınırları, ana-baba yerine geçip aşmasın. Öğrenciyi yaşı ne olursa olsun bir birey olarak görsün. Ona sanki okuldaki bir başka öğretmene, müdüre, veliye, sokaktaki bir yetişkine hitap ettiği gibi saygılı ve kibar bir şekilde hitap etsin. Ona bir birey olduğunu hissettirsin yeter. Bir akademik yıl sonunda o öğrenci, o dönemde öğrenmesi gereken bilgiyi öğrenmiş mi, önemli olan budur. Öğretmenlik vazifesinin sınırı aşılırsa o zaman sorunlar başlar. Eğitim işi de önce ailenin eğitimiyle olmalıdır. Ailenin eğitimi, her şeyi yaparım diyenlerce değil, eğitim işinde uzman olanlarca yapılması gereken planlı ve proğramlı bir iştir. Bu husus öğretmenleri aşar. Aileler eğitildikte çocuklar da eğitimli olarak öğretime başlar. Vesselam.
Yazan: Özcan BEŞKARDEŞ
Yazan: Mithat köse